Ocak 31, 2008
Deli Eder İnsanı Bu Dünya
Kahvenizden bir yudum alın ve şu satırlara kulak verin:
Deli eder insanı bu dünya;
bu gece, bu yıldızlar, bu koku,
bu tepeden tırnağa çiçek açmış ağaç
Orhan Veli KANIK
(1914-1950)
Orhan Veli KANIK (1914-1950)
Orhan Veli 1914'te İstanbul'da doğdu. İlkokulu Galatasaray Lisesi'nde yatılı olarak okudu. Daha sonra Ankara Gazi Okulu'na geçti ve ertesi sene Ankara Erkek Lisesi'ne başladı.
En yakın arkadaşlarından Oktay Rifat ile 13 yaşında, Melih Cevdet ile 16 yaşında tanıştı. Bu iki arkadaşıyla birlikte lise yıllarında hazırladığı Sesimiz dergisinde ilk yazılarını yayımladı.
1933 yılında liseyi bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Felsefe Bölümü'ne başladı. Ancak, 1935 yılında okuldan ayrılarak yüksek öğrenimini yarıda bıraktı.
İlk şiirlerini 1936 yılı Aralık ayında Varlık Dergisi'nde Mehmet Ali Sel adı ile yayınladı. 1941’de lise arkadaşları Oktay Rıfat ve Melih Cevdet Anday ile birlikte Garip adlı şiir kitabını çıkartarak Garip Şiir Akımının öncülerinden oldu. Şiirlerinde yalın bir halk dili kullandı, yergi ve gülmeceden yararlanarak, sıradan yaşantıların şiirinin de yazılabileceğini gösterdi.
La Fontaine’in masallarını şiirsel bir dille Türkçeleştirdi. Nasrettin Hoca öykülerini de şiire dönüştürdü.
1950 sonbaharında, bir haftalığına geldiği Ankara'da, 10 Kasım 1950 gecesinde, yolda, onarım için kazılmış bir çukura kafa üstü düşerek yaralandı. İstanbul'a döndükten sonra, bir arkadaşının evindeyken, durumu birdenbire kötüleştiği için kaldırıldığı Cerrahpaşa Hastanesi'nde, 14 Kasım 1950 tarihinde beyin kanamasından öldü.
Ayrıntılı bilgi ve eserleri için:
Mayıs 30, 2007
V-Strom DL650: Suzukinin DeLisi-1

Yap bi orta şekerli!
2004 Model Motosikletimi 2005'in 4 Haziran'ında aldım, Gümüşyelem o benim.
2005'ten beri fazla km yapamadım belli nedenlerden dolayı. Ancak çok keyifli yolculuklara imza attık Gümüşyele ve eşimle beraber.
Neler yapmışız bir bakalım:
-Balıkesir-İzmir
-İzmir-Şirince
-İzmir-Ankara
-Ankara-Merzifon
-Merzifon-Ilgaz-Kastamonu-Saraycık(5.EnduroClubŞenliği)
-Merzifon-Samsun-Sinop
-Merzifon-Ünye-Yasun Burnu
Eh fena değil, topu topu 4000km. Hayatımın en güzel km.leri belki de.
Fotoğrafları sonra eklerim, kahvem bitti :))
Mart 26, 2007
Bir Çarpma Tekniği
Müjde!!!
Artık kahvenizi içerken çarpma işlemlerinizi yapabilirsiniz, haydi siz de deneyin!
Mart 25, 2007
Çökertme Hikayesi
Arkadaşlar kahveniz hazırsa ünlü Çökertme Türküsü'nün öyküsünden dem vuralım biraz:
"Bodrum henüz günümüzün uluslararası turizm merkezi haline gelmemişken, 20. yüzyıl başlarının küçük ve sakin bir sahil kasabası görünümünde iken, halkın başlıca geçim kaynakları, balıkçılık, süngercilik ve özellikle de kaçakçılıkmış.
Türkünün kahramanı Halil Efe de, yakın arkadaşı İbram (İbrahim) Çavuş ile birlikte, hayatını kaçakçılıktan kazanırmış.
Türkü'nün bayan kahramanının asıl adı Havse'dir (Hafize). Havse'nin annesi Türkbükü'lü Kel Güssüm'dür (Gülsüm). Kel Güssüm aynı zamanda çengidir. Havse'yi İbram Efe 2.eş olarak alınca gerek ailesinden gerekse çevreden tepki almıştır. Bu durumun farkında olan diğer Efe ler (Bunların arasında Halil Efe de vardır) İbram Efe'nin evini basarak Havse'yi kaçırmak istemişlerdir. İbram Efe önce karşı çıksa da 1. eşini ve gelinlik yaşa gelen kızını korumak için Havse'yi teslim etmek zorunda kalmıştır.
Efeler tarafından dağa kaldırılan Havse artık annesi gibi çengi olacak ve bu andan sonra Çakır Güssüm olarak anılacaktır. Daha sonraları Halil Çakır Güssüm'e aşık olacak ve onu dağdaki efelerden (arkadaşlarından)kaçıracaktır. Bu arada hem Efeler hem de çerkez kaymakam Halil'in peşine düşecektir.
Aylarca süren bu kaçışın son duraklarından biri Çökertme'dir.
Halil Efe ve Güssüm Yalıkavak Çökertme'den adalara kaçmayı planlarlarken, rum denizci Kostapao ve gemicisini de rehin alarak Kostapao'nun teknesiyle yola çıkarlar. Nihayetinde rüzgar ve deniz sertleşince, Halil Efe'ye böyle devam ederlerse teknenin dayanamıyacağını, daha açıklarda havanın daha çok sertleşeceğini ve batma tehlikesi olduğunu bildirir. Hava kalana kadar Aspat'a (Karaincir plajının yanında bulunan, zirvesinde gözcü kalesi olan dağın adı. Bitez Yalısı'nın karşısındadır.) sığınmanın uygun olacağını daha sonra oradan adalara (muhtemelen İstanköy'e)geçmenin kolay olacağını söyler. Halil Efe bunu kabul edince Aspat'a yönelirler. Kostapao Aspat'a doğru giderken Halil Efe'nin ve Güssüm'ün rakısına balık yakalamak için de kullanılan bitkiden elde edilen beyaz renkli bir sıvı karıştırır. Böylece Halil ve Güssüm derin bir uykuya dalarken, tekne Aspat'ı geçerek karşısındaki Bitez koyuna gelir. Kostapao'nun yardımcısı karaya çıkarak Çerkez Kaymakam'a Halil ve Güssüm'ün Bitez'de teknenin içinde olduğunu bildirir. Çerkez Kaymakam emrindeki kolcuları karadan Bitez'e yollarken, gümrük muhafaza teknesi de denizden kaçmalarını engellemek için yola çıkar. Bitez'e daha önce gelen kolcular dayanamayıp ateş etmeye başlayınca, kendisi ve teknesi de ateş altında kalan Kostapao hemen demir alır ve kıyıdan uzaklaşmaya başlar. Bu arada Halil Efe'yi de uyandırır. Çok geçmeden muuhafaza teknesiyle karşılaşırlar ve muhafaza teknesinden açılan ateş sonucu Halil Efe yaralanır. Yaralı olarak Bodrum limanına muhafaza teknesiyle getirilir. İbret olsun diye akşama kadar Kaymakamlığın bahçesinde bırakılır. Su istediğinde bile yaralı Halil Efe'ye su vermeyen kolcular, pek ölmeye niyeti olmayan Halil Efe'yi Kaymakamın emriyle gece iz bırakmadan boğarlar. Başta Gülsüm olmak üzere, ölüm haberini alan bütün Bodrum yasa bürünmüş ve anısına bu türküyü yakmıştır."
Detaylı bilgiler ve bu alıntının kaynağı için: http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87%C3%B6kertme_zeybe%C4%9Fi


